Elimden kayan hayat budur. - Blogcu



Elimden kayan hayat budur.

8/4/2007

YOLCULUK KISA SÜRDÜ...NE BİLEYİM İŞTE...DALIMDAN KOPTUM... SELAM

4/4/2007

Elveda

Kategori: benden

 

İnsan bu bazen direniyor

bazen sabrediyor bazen yeniliyor

kanadı kırılıyor güneşi batıyor

Belki böyle gerekli

İnsan her zaman mutlu olamaz ki

Kırgın değilim üzgün hiç değilim

Ben yüreğimi elime alıp köşeme çekileceğim

İçim kahrolacak yutkunacağım

En katil kelimeleri bileyeceğim

Sen hissetmeyeceksin

Anlatmayacağım sana

 

Senden uzaklaşacağım

Belki uzak kentlere gideceğim

canım  yüreğim anlamım

şimdi hep kahır

bir değirmen gibi öğütüyor tüm gecemi

solgun kelimeler besliyor hayallerim

sana ne anlatayım ben

yalnızlık damarlarımda feveran ediyor

evet yalnızım

mutlu ol sen

anlamlarını yitirdi

burada yoksun lütfen yüreğini de al git

niçin yazdığımı sana

niçin şiirler yazdığımı sorma

sevmek özgür olmaktır

sevmek hayata sarılmaktır

sevmek kaybolmaktır

 

yükümü ayaklarım taşımıyor

kelimeleri asa yaptım yüreğime

artık ellerim terlemiyor

gözlerim dolmuyor

senle başladığım bu yazıya şimdi

yalnız devam ediyorum

 

sevda yanığı duraksamalar yaşıyorum

çakmak çakmak ışıklar

odamda yetim kaldı

karbeyaz geceleri yolladım hiç dinlemeden

sarıldım en zifiri perdelere

örtü diye çektim sırlarıma

gizli bir yılan gibi gizlenmiş kahır

yaşam için kanat çırpıp

yalnızlığa yakalandık

karmakarışık  duygular acının kıvamında

 

hapsettin beni acıların odasına

duvarda kalan gülücüklerin izi

inan ayrılık buz gibi bir keskin bıçak

 

elveda

sabah ezanı okuyor

ama çok güzel okuyor

ayrılık ezanını okuyor

kırık bir yürek

güneş battı

hoşgeldin karanlık

2/4/2007

Beyhude Çırpınışlarım - Emre

Kategori: misafir sair

 

Yürüdüğün sokak kadar ıssız mı yüreğin

Yoksa hala bir kapı açık mı fütursuz yüreğinde

Bir ömür uzaklık mı kavuşmak

Tabuların mi seni engelleyen

Ütopyalarda hayallerim;

umutsuz çırpınışlar

Derin yaralar kadar acı; senlerle dolu mazim

Yersiz serzenişlerim; yalvaran sözcüklerim

Çıkmazında bıraktığım bedenim

Hala bahar, kış gelmeden yetişelim

İnan zaman geç değil geri dönsen mi

Dayanamam artık “hayır” lara

Benim için essin rüzgar, alıp getirsin seni uzaklardan

Kaybolduğun pembe köşkten

 

Anlamsız gelmeye başladıysa sevmelerin

Anlamamak için ısrarlıysa sözlerin

Özlemek bahane olmuşsa

Yinede git, ben beklerim dönüşünü

Bedbaht kalbin, kapı kapı dolaştığında

Yüzüne çarpan “hayır”ları düşün,

beni hatırla

Kasımpatı misali gülümserken karşıdan

İlham perim olsan mı yeniden

Beraber yok etsek şaibeli aşkları

Yosun tutmuş duvarları yıksak mı yeniden

 

Şiirlerde yaşatmaktan vazgeçtim seni

Kaderle boğuşmaktan vazgeçtim

Hep “sen” lerden vazgeçtim

Sana kavuşmayı özledim

2/4/2007

Yaşanan İstanbul çoktan sorgulandık

Kategori: benden

Kapkaranlık bir boşluğun dehlizinde gölgelerle savaşırken
kaç tutsak atıldı küflü odama sayamadım
Sen şimdi bir boşluksun sadece benim için,
kaybettim yolumu bulamıyorum
el yordamı ile tarıyorum kelimelerimle tüm aynaları,ama bulamıyorum
duvarda asılı olan eskiden kalma en güzel şiirleri sök götür
sana yük olduğumu hissediyorum
en derin mahrem kendimden es geçiyorum
vazgeçiyorum elimden yüreğimden
bana düşen en kırık geceleri sabaha yetiştirmek
yine yolun sonundayım bir başıma
ara sokaklarda kaybolurken cebimde kalan elveda şiiri…
kanayan suratlar arıyor telaşla kaybedilen eşyaları
sloganlar destelense yaşamın ağırlığı ne olur bilmem
seçenekler kısıtlandı ölüler diyarında
yaşanan kabir azabı çoktan sorgulandık
ve gövdeler üstünde kalan sadece teneke kafam
kendi bahçesinde dal olamayan
benim bahçemde ağaç olmaksa muradı
budanan yürek derim dostlar adına
maşa olmak hayatın vicdansız oyununa
bilet kesildi ücretler ödendi benden yana

 

1/4/2007

Bunu sende biliyorsun gururum umurumda degil

Kategori: benden

 

Olabilir insan bu.Bazen aldanır, bazen aldatır, bazen yorgun düşer, bazen dikleşir.Nefesinde hisseder anılarının nasırlı tutuşların sızılarını.

Ben şimdi gidiyorum sırtımda bütüm geçmişim ve şimdi yaşadıklarımla…

İnsafsız bir direnişin türküsü ile büyümek ve sinir uçurumunda kazanım elde etmek artık benim amelem olmayacak.

Ölü yatırım temelinde oynak kelimelerle söz duvarları yükseltmek artık işim olmamalı.Kadınların en çok şikayet ettiği ütüye karşı bir şey keşfetmek benim artık en büyük uğraş ve çabam olmalı.

Bakıyorum da sektirilen top degil yüreğimde kiralık oturan bir kaç aymazın gölgeleri…

artık kibrit kutusu uzerindeki maksimum kırk adettir kalın çizgili yazıyı düşünmeyecegim ve bir bir çakacam kibritleri ve yakacam beni seven diye geçinenleri…

İlk aşama derinlemesine bütün kaleler işgal edilmeli ve taşlar bir bir işaretlenmeli şiir mısraları gibi dizilmeli ve sağ ucuna kardeşime yazılmalı.

kardeşime böle yazılmalı …

 

 

1/4/2007

Yüreğime katık ettim yüreğini Kani ÇINAR

Kategori: misafir sair

 

bilcümle acılar uğrağımdır
yaban değilim arkadan okunan dualara
ne zaman bir adım atsam
ne zaman

saçlarına

dokunsam

mutluluğun
şarkılardan bir kırbaç iner yüreğime
hücre cezaları bulur gözlerimi

hüzün esrik bir tebessümdür dudaklarımda
her yağmur bir intikam, yüreğime
yağmuru tanımayacak kadar
galesiz değildi haykırışlar
vuslat, her dem biraz daha ufuk
her dem biraz daha ölüm gökkuşağı
esrarlı bir sima ile çekilen sigara
şiirin ayrılık yüzü,

 

ıssızlığımdır


ışıksızım, yansızım, yalnızım
hayalin dahi yasak, yalnızım
gözlerim velfecr

bağrıma bastığım mavzerim
puslu bir bahar sabahıdır
önce güneş sonra yağmur
namlusu olmayan eyvahıdır
gurbetin

öfkem kanımda, açım, sigarasızım
günler devrilmiyor zaman isyandır
matem çeteliyor yüreğim
yüreğim bir kaçak, bir muharibin anılarıdır yüreğim
hırıltıları kesiliyor feryadın,

 

gece aç it

 

yürüyorum marşlarım dilimde
yürüyorum denizin sığ suları uçurum
yürüyorum

 

yalnız gurbettir yürünülmeyen


yürüyorum acının ne olduğunu bile bile
yürüyorum acının olduğu yere

kesip atmak mümkün mü sakallarım
eskileşen bir emanettir aynalarda
ben değilim belki yüreğimdir kurşunlanan
ben değilim bahara karşı gelen, susan

saat yâr zamandır,

 

sükutlar

suzinâk


yağmur sesi içimde gözlerinin ayrılık hediyesi
haksızlık etmedim aşka, ölümüneydi sevmem
nef’i olduysam bazen siham-ı kaza’dır dünya

dünya, ellerini tuttuğum arafat
âfet-i candır yüreğim ahd-i atik’ten beri
kaldır ve oku yorgun kelimelerimi
yükselen dumanlar ellerimle yaktığım gemilerdir
oku ve dumandan ağıtlar yak saçlarıma

seni sevdim diye sürgündeyim müebbed suçum
çocuklara anlatılan masalım korkudur
bunu hak etmemiştim oysa
ben, yağmur ve karda sokakları bekler
kimsesizliğini alırdım çocukların rüyalarında
kırların kokusu benden sorulurdu
patlayan bisiklet tekerleri çalınan meyveler
defne yaprağını ben bulmadım suçum değil mevsimler
ne söyledimse dinç görünmektir geçen zamana
ne söyledimse denize sarılmaklığımdandır
seni bildim diye ıpıssızım

hasret
gözlerimin şavkında susuz goncagül
ellerimde büyüyen başaklardır, bakışlar
saçlarıyla eyleştiğim gökyüzü hor bakar bana
hor bakar pusatsız karşısına dikildiğim gece


sevdim diye

öfke kusar arz-ı kadim


naçarım, ince derdlerle yanar bağrım
ne dinçliğim kalmıştır tufandan beri
ne dikili ağacım kenan ilinde

tedirgin bir heyecanım sesinde
titremiyor, susmuyor belki rüzgar
hani bahara kıyam durunca gül ağacı
hani tuzunu sürersin ya dudaklarına denizin
hani görmüştüm ya yağmurunu gözlerinin
artık heyecanım, aşkın peşinde

ne dedimse övünçtür insanlara


günahsa vebali benim


günahsa sevdanın bu boyutu
alçaklığını haykırmak suçsa ayrılığın alnına
özgür değilse yürüyüşüm bir bulut kadar
sırtımı dönüyorum kurşunla hayat


elinde ölümüm,

 

yüreğim elinde

yüreğime

katık ettim

yüreğini


kelam bitti aşkın bildim gereğini

 

24/3/2007

bana aşkı öğrettin unutma(ma)yı da öğret

Kategori: benden

 

Gecenin en derin kıvamında oturdum seni düşünuyor ve ağlıyorum,

içimden döküluyor en acı ve katil kelimeler,

damlıyor kelimelerim buza dönüşen gözyaşlarıma…yalnızlık

 bir hortum gibi yutuyor tüm kelimelerimi,
hangi gecelerde kulaç atmaktasın bilmiyorum,kavuşmaların ateşini beklerken sen yoktun geçmişin en derin hikayelerinde,

irkiliyorum şimdi

gözlerinin mahsun ve titrek ayetlerin gölgesinde varlığın…

mecnun

gibi varamadım

leyla

 toprağına kutsal tohumlarımı serpiştirirken ve en güzel ve dirençli kelimeleri bilerken talihsiz yüreğimde..boğuluyorum inan en mahrem yanımda yetişir ve kurtarırsın diye senin bakışlarında beklerken
sen halen ordamısın ey canım diye haşin ve merhametsiz duruşun artık bende bır sızı kuyusuna dönüştü.

bana aşkı öğrettin,

unutma(ma)yıda öğret

22/3/2007

Sevgiliye - İskender PALA

Kategori: misafir yazar

MİHRABIM!…

Mihrabım’a uğra saba yeli,huzuruna varıp edeple,selamımı ilet,heceler yarım yamalak,heyecanlar salkım saçak…
‘’Ant olsun kuşluk vaktine…’’,kuşluk vakti onun gönlündeki vahyin ışığıdır,ve ışıklar nurunun aşığıdır.
‘’Geceye ant ederim ki…’’,O’nun saçlarını kıskanmaktan gecenin bağrı yanık;gece yarısı hasretle uyanıktır.
‘’Güneşe ant olsun…’’ondan daha kutlu bir faniyi hiç izlemedi ve yer ondan daha kıymetli bir hazineyi hiç gizlemedi.
Ahmet!…gönüller gıdası,ruhlar şifası…gözlerin feri,şerefin zaferi…dudağının değdiği bir güle bin can feda Ahmet,eline değmiş bir ele cihanca cihan feda!
IŞIĞIM!…
Göz kırpasıya Burak’ınla vardığın yere bin yılda varamazken berk uran melekler,nasıl aşkına dönmesin zeminler ve zamanlar,nasıl tutulmasın burçlar ve felekler.
Sen var iken kıblem,gök ile yerin arasında hangi varlığa adansın ya emekler,ya hangi renk ile iltica etsin çiçekler?
Cemalini gören aşık,görmeyen aşık iken nurun,gamzene rüyada olsun ermesin mi tennure kelebekler?

GÜNAYDINIM!…
Tohum versen de bize mahsul olabilseydik,kanat olsan da bize katına varabilseydik.
şarkıların ürperdiği şebnem avuçlarında Medine rüzgarlarının ışıltılı kumlarınca yanabilseydik,sana kanabilseydik.
bir kez olsun aşkınla döktüğümüz gözyaşlarından abdest alabilse ve denizine ve bir kez olsun dalabilseydik,ya denizinde kalabilseydik.
Himalayalar kadar kara yüzümüzü kara yerlere salabilseydik;bağından razıye ve marziye ilhamlar alabilseydik!

SEVGİLİM!…
Kutlu gelişine yüz bin selam olsun,sen aydınlık içinde aydınlık,sen açıklık içinde açıklıktın.seninle sevgiler sevgili olu,seninle muhalimiz hale dururdu.
mühürleri kaldırmada son idin sen,can kilitlerini açmada sonuncu,gülümsesen.seni görenlerin güneş düşerdi gözünden,seni sevenlerin ışık yayılırdı
yüzünden.birer efsaneydi iki yanağın;hayal ile hatıra eleğim sağmalarıyla karanın ve ağın.

SULTANIM!...
Adına altınlar bastıran sultanlar şehirler alırdı,şimdi şehirleri düşüyor adınsız sultanların,adını gizli anıyor aşık-ı nalanların.
Kulluk prangaları çözülünce ayağımızdan,azad oldu zülfünün zenciri solumuzdan ve sağımızdan.
Ashabının kara kerpiçte gözsüz gördüğünü,biz cilalı aynalarda yitirdik ve yaptık düğünü.
Tedavisinde hayat bulmuş hekime düşman hasta gibiyiz,mürebbisine kin güden çocuklara hasta gibiyiz.
İnsanlık güneşe nisbet zulmete döndü,balıklar suya öfkelendi,kuzgun ete döndü;bahtımız hasrete döndü.

HASRETİM!…
Gümüş tenli Yusuf’u arayanlar gül teninde Yusuflar ülkesine girdiler;cennet peşinde koşanlar gül cemalinde cennetlere erdiler.
‘’Körün elinden tutana Hak’tan yüzlerce ecir vardır!’’buyurmuştur.
kıyam et,tut körlerinin elinden ve israfilleyn kıyametten evvel bir kıyamet kopar.
Yıllar yılı kendi yatağını öpen nehirlerce ak ezeli özlemlerimizin yokuşlarına ve öğüt,yine öğüt, yine öğüt aşk tanelerimizi değirmenlerinin nakışlarına.

ÖVÜNCÜM!…
Ruhlarımızdan kuşluklar geçti,gün geçti…akşam oldu,düğün geçti…ve gece olmadan,Yesrib’in güneşi,kerem kıl,tüllenen hayallerimize bir huzme bıraksın himmetin ve artık getirdiğin kutsal emanetin kaybolacağından korkmasın ümmetin!
Kalbimizi kaydırmadan,bize onu haşre dek baki kılma ruhsatı ver ve yalın unutuşların poyrazında bırakıp bizi bir başımıza,belleklerimizin tereddüt dolu zembereklerinde kıvrandırma yeter.
Gel,son kez ilk baharımız ol!.bu mevsim güller incitilmesin,gamküsarımız ol!..

ÖMRÜM!…


Taha ve Yasin aşkına…
Öncesinde Senin aşkın yoksa neye yarar ölüm.

21/3/2007

Ölüm yokluğunun adı

Kategori: benden

 

gözyaşlarım aksa ölüme

sanki bekliyorum

denizin ortasında

fırtınaya tutulmuş kaptan gibi

tekrar dönüşüne ölümün

 

oyunun en acı yerinde

çagır beni kapat perdeyi

 

biri var şarkısını dinliyorum

senden sonra yüreğimi dilimlere böldüm

topluyorum sen

çıkarıyorum sen

çarpıyorum sen

anlıyorum şimdi

ölüm beni yormaycak

adım gibi biliyorum

 

gittin susadım,öldüm

geçmiyorum bildigim sokaklardan

üşüdüğümde tutacak bir el

ikram edilecek bir kahve

hüznün gecesinde dagıldım

 

baharı kaçırdım

içiyorum yoklugunun çeşmesinden

yokluyor ölüm beni

ölüm mü canım

aşk ölümü öldürür

mezarımın başında bir tek sen

karaltılar besliyor avuçlar

 

dinlerken şarkıları

en sevdigini koklamadan kaybediyor insan

anladım saati geldi

büyüyor ölüm içimde

 

ricamdır bu

çabuk gel ey gülüm ölüm

yaşamak istiyorum

bende

tende

bahar iklimi essin

bakmıyorum

kanatları sana açılan pencereden

yürümuyorum nankör kaldırımlarda

artık elimden tutan bir dost var

şiirlerim kadar sıcak bir dost

 

içimi ısıtan ÖLÜM

 

 

 

20/3/2007

sevdim ama sevilmedim

Kategori: benden

 

Şimdi oturdum masamın başına

Gece derin yaralar sızıyor kalemimden

Bu gece kıyamet kopabilir kelimelerimde

Arabesk cümleler sırtımda

Zifiri karanlık heybemde

Yatağım en soğuk elvedalar

 

Şöyle haykırabilirim

Defterler kara, yıldızlar küs

Aşkıma sarılan kefen  kaldı bana

Sen kalpsizsin der şarkım

Sevdim ama sevilmedim

Aynalı çarşılar dönük bana

renklerden siyah kaldı bana

 

Bu saatte en hüzünlü öyküler yazabilirim

Yanına sevdamı katabilirim

Dayanamam ayrılığına

Aç kalmaya

Kör olmaya

Ağlamaya

Yazmamaya dayanırım

Sensizliğe dayanamam

 

Durgun yürek ölü bakışlar

Bu gece kıyamet kopabilir yüreğimde

Ahlar vahlar

Gölgen düştü yanıbaşıma

Benimle değil

Şuurla kal şiirle kal kardeşim

 

Nerdeyim bilir misin

Ne dağlarda ne gecelerde

Ben sendeyim

Böyle zamanlarda bahar gelmez işte kardeşim

Sesim yüzüme çarpar kimse duymaz

Şimdi sevmiyorum desem bin yalan inan

 

Sonsuz besteler serpiştir ne olur

Yürek bu, sever peşini bırakmaz

Unutmak mı ölümün adı

Nehir akacak

varacak mı düşünmüyorum

denizim olmasa da

 

« Önceki